ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinin ardından, Pentagon’un Ulusal Savunma Stratejisi belgesi de yayımlandı. Bu belgeler, ABD’nin 2026 yılına kadar olan askeri ve stratejik hedeflerini belirliyor. Özellikle, Çin, Rusya ve İran ile olan ilişkiler ve bu ülkelerle mücadeleye dair yeni yaklaşım, ABD’nin küresel güvenlik politikalarında önemli değişiklikleri işaret ediyor.
Çin’le Güçlü Konumda Müzakere Arayışı:
-
2022 Belgesi: Çin, ABD’nin en büyük ulusal güvenlik tehdidi olarak kabul ediliyordu.
-
2026 Belgesi: Çin ile çatışmadan kaçınılacağı ve güç kullanarak caydırılacağı vurgulanıyor. ABD, Çin’le “istikrarlı bir barış, adil ticaret ve saygılı ilişkiler” kurmayı hedefliyor.
-
ABD’nin amacı, Çin’i domine etmek değil, Çin’in ABD’yi domine etmesini engellemektir. Bu hedef doğrultusunda Hint-Pasifik bölgesinde askeri dengeyi sağlamaya çalışılacaktır.
-
Tayvan: 2022 belgesinde Tayvan Boğazı’nın savunulacağı vurgulanırken, 2026 belgesinde Tayvan’dan hiç bahsedilmemiştir.
Rusya ‘Yönetilebilir Tehdit’ Durumunda:
-
2022 Belgesi: Rusya, “akut tehdit” olarak tanımlanıyordu.
-
2026 Belgesi: Rusya, NATO’nun doğu üyeleri için “kalıcı ancak yönetilebilir” bir tehdit olarak görülmektedir. Bu, Rusya’nın tehdit algısının hafiflediğini gösteriyor.
-
Rusya’nın Ukrayna’daki savaşın sürdürülebilirliğine dair, Moskova’nın derin askeri ve endüstriyel güç rezervlerine sahip olduğuna dikkat çekiliyor.
-
Çin-Rusya ortaklığına dair endişeler 2026 belgesinde yer almıyor.
İran’a Karşı Bölgesel Cephe:
-
ABD’nin Temel Amacı: İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek.
-
“Geceyarısı Çekici” Operasyonu: ABD ve İsrail, İran’ın nükleer programını hedef alarak bu operasyona imza atmıştır.
-
İran’ın Durumu: İran, 12 Gün Savaşıyla zayıflatıldı ve Direniş Ekseni’ni kaybetti. Ancak İran, konvansiyonel askeri gücünü yeniden yapılandırmaya ve altyapı ile yeteneklerini yeniden inşa etmeye çalışmaktadır.
-
İran’a Karşı Bölgesel Cephe: ABD, İsrail’in liderliğinde, Körfez’deki diğer müttefikleriyle İran’a karşı bir bölgesel cephe oluşturmayı planlıyor. Bölgesel ortakların, kendilerini savunmak için daha fazla adım atmaya istekli oldukları belirtiliyor.
